• Reklam
  • Reklam
Sümeyye Zeren

Sümeyye Zeren

Sümeyye Zeren'le Her Şey Güzel Olacak

ÇAĞIMIZIN HASTALIĞI HÂLDEN ANLAMAMAK !

08 Ağustos 2019 - 11:24 - Güncelleme: 08 Ağustos 2019 - 16:57

İletişim çağında olmamıza rağmen, çağın en büyük hastalığı haline geldi iletişimsizlik !

Halbuki iletişim araçlarının en üst versiyonlarını, en gelişmiş, en lüks, en markalı olanlarını kullanma yarışındayız !

Hayata adım atarken ilk etkili iletişimimize anne karnında tekme atarak başlıyoruz ve adeta “ben buradayım, yakında geleceğim " mesajı vermeye çalışıyoruz. 

Sevgiye ihtiyacı olan bir çocuk eteğinizden çekiştirerek " beni farket, benimle ilgilen " demeye çalışırken, bir kedi miyavlayarak yanınıza yaklaşıyor ve “beni sev " mesajı vermeye, sinirlenen bir köpek havlayarak “benden uzak dur ” demek istiyor. 

Kuruyan çiçek hal diliyle “benimle yeterince ilgilenmiyorsun” demeye çalışırken, dalları budanan, zamanında suyu verilen, ilgi gören bir ağaç, mevsiminde lezzetli meyvelerini bizlere sunarak âdeta teşekkür ediyor.

İşte bir çocuğun yaramazlığını, bir eşin neden öfkelendiğini, bir kedinin neden miyavladığını, bir çiçeğin neden solduğunu, anlama kabiliyetine “iletişim becerisi” diyoruz.

İnsanlar olarak şu olayı çözebilsek çok yol katetmiş olacağız aslında. Şöyle bir etrafımıza bakalım, hatta kendi içimize dönelim. Herkes anlaşılamamaktan, hak ettiği sevgiyi, ilgiyi ve değeri görememekten yakınıyor. İnsanları idare etmenin ne kadar zor olduğundan bahsediyor.

Ve genelde bu sorunların altında yatan temel sebebin kendisi olduğunu farkedemiyor.

Bütün kötüler onu buluyor, hep iyi niyetinden kaybediyor.

Artık akıllandığını ve herkese hakettiği kadar değer vereceği için kendine söz veriyor.

“Peki sen hiç hata yapmadın mı? ” diye sorunuzda çoğu insanın genelde ortak cevabı oldukça manidar ! 

" Evet, en büyük hatayı insanlara güvenmekle yaptım !" oluyor.

Aslında biz insanoğlu hata yapmaya iletişimin sadece konuşmak olduğunu zannederek başlıyoruz. İletişim, sadece konuşmak mıdır ?

Akşam eve geldiğinde yemeğin soğuk olduğuna öfkelenen beyefendi ;

- “ Akşama kadar çalıştım, yoruldum, patronun kahrını çektim ve bunları sırf sizi sevdiğim için yaptım. Güzel bir yemeği bile haketmiyor muyum ?” demek isterken,

eşinin böyle basit bir şey için öfkelenmesine kırılan, üzülen ve susan hanımefendi; 

- “Akşama kadar ev işi, çocuklar, bulaşık, çamaşır, ütü ile uğraştım, arkadaşlarım çaya davet etti ama sırf senin en sevdiğin yemeği yapayım diye gitmedim, evde seni bekledim, özenerek yemek yaptım, ama ufacık bir dikkatsizliğimi abartıp beni kıracak kadar bağırmana anlam veremiyorum! Bir teşekkürü bile haketmiyor muyum, beni sevmiyor musun, bu kadar mı değersizim ? ” demeye çalışıyor lisan-ı haliyle...

Eğer eşler, birbirlerinin halinden anlayıp, gerektiğinde özür dileyip kırılan kalpleri onarmazlarsa, yavaş yavaş kopmalar, kalben uzaklaşmalar ve sevgiyi, ilgiyi, şefkati başka yerde aramalar başlıyor. Aldatma ve aldatılmaya doğru giden süreçlere zemin teşkil hazırlıyor ! 

Eşler aralarına mesafe koyduğu zaman “sende beni huzursuz eden, uzaklaşmama neden olan, zarar veren bir şeyler var ” mesajı vermiş oluyor. Bazen derdini susarak anlatmaya çalışıor, bazen öfkelenerek, bazen ağlayarak, bazen de tepkisiz kalarak...

Peki küsmemize neden olan eşten, evlattan uzaklaşmak çözüm mü ? 

Meseleyi büyütmemek ve daha büyük kavgalara neden olmamak için uzaklaşmak, tartışmanın hararetinin soğuması, kişilerin sakinleşmesi ve kendi içinde yalnız kalarak olayları muhakeme etmesi ve düşünmesi için kendi haline bırakmak iyidir ancak kişiyi cezalandırmak için yalnızlığa terketmek doğru bir iletişim şekli değildir.

Çünkü insanoğlu uzun süre yalnız kalamayacak ve kendisini anlayacak, olduğu gibi kabul edecek, onaylayacak, dinleyip değer verecek dostlar, arkadaşlar bulma arayışına girecektir.

Bu arkadaş ve dost, internette bulacağı ve hiç tanımadığı karşı cinsten bir kişi de olabilir, zararlı oyunlar, sigara, alkol, uyuşturucu da...

Düşünmesi bile ürkütüyor insanı değil mi ? 

İşte tam da bu nedenle Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) ailelere ; 

- " Üç günden fazla küs durmayın ve yataklarınızı ayırmayın ! " buyurmuşlardır.

“Küsmek ve darılmak için bahaneler aramak yerine, sevmek ve sevilmek için çareler arayın.” demiş Mevlana. 

Ne güzel söylemişler değil mi ? 

Yaşam boyu pek çok şey öğreniyoruz.

İnternet ve sosyal medya sayesinde bilgiye ulaşmak artık çok kolay.

Biraz da " Hal dili " öğrenerek çevremize karşı daha duyarlı olsak, insanların ruh halini çözmeye çalışsak,

" Bana bağırdı, zaten çok kaba bir insan! " yerine,

" Acaba onu bu kadar öfkenlendiren nedir, hasta mı, anlatamadığı bir derdi mi var ? " diye düşünerek hal dilini anlamaya çalışsak, ve eşimizin, çocuğumuzun "dert ortağı " yerine

" çözüm ortağı " olmaya gayret etsek dünya ne güzel bir yer, evler ne kadar huzur ve mutluluk dolu olurdu bir yuva haline dönüşürdü,

değil mi? 

Yunus Emre ne güzel dile getirmiş;

" İlim, ilim bilmektir.

İlim, kendini bilmektir.

Sen kendini bilmezsen,

Bu nice okumaktır ?

Bir başka şiirinde ise;

Sordum sarı çiçeğe 

Annen baban var mıdır? 

Çiçek eydür derviş baba 

Annem babam topraktır. 

Sordum sarı çiçeğe 

Benzin neden sarıdır 

Çiçek eydür derviş baba 

Ölüm bana yakındır 

Sordum sarı çiçeğe 

Sizde ölüm var mıdır? 

Çiçek eydür derviş baba 

Ölümsüz yer var mıdır? 

Sordum sarı çiçeğe 

Evlat kardeş var mıdır? 

Çiçek eydür derviş baba 

Evlat kardeş yapraktır. 

Sordum sarı çiçeğe 

Boynun neden eğridir 

Çiçek eydür derviş baba 

Kalbim Hakka doğrudur 

Sordum sarı çiçeğe 

Sen beni bilir misin? 

Çiçek eydür derviş baba 

Sen Yunus değil misin? 

Allah aşkı ile yanıp tutuşan Yunus Emre, bir çiçeğin hal dilinden neleri öğrenmiş değil mi ?

Biz de hal diline göre hareket etsek, neleri görmüş ve öğrenmiş olurduk acaba ?

Hadi bugün biz de Yunus Emre gibi tefekkür edelim.

Sevdiklerimizin hâl dilini çözmeye çalışalım. Acaba bize ne anlatmaya çalışıyorlar ?

Yuvalarımızda huzur, yüzümüzde tebessüm, zihnimizde tefekkür, dilimizde teşekkür daim olsun inşAllah. 

Selam ve dua ile...

 

Sümeyye Zeren / ANKARA 

" Hay ALLAH İyiliğimizi Versin " kitabından alıntıdır.

Kitabımız sonbaharda sizlerle buluşacak inşAllah. 

Takip etmek isteyenler için; 

İnstagram : @ sumeyyezerenofficial

Facebook : Sümeyye Zeren 

 

Bu yazı 4144 defa okunmuştur .

Son Yazılar