• Reklam
  • Reklam
Sümeyye Zeren

Sümeyye Zeren

Sümeyye Zeren'le Her Şey Güzel Olacak

DOĞRU DUA NASIL EDİLİR ?

26 Mayıs 2019 - 18:24 - Güncelleme: 26 Mayıs 2019 - 18:41

DOĞRU DUA NASIL EDİLİR ?
" Duanın da doğrusu mu olurmuş ?
Dua, duadır." diyorsanız, yazıyı dikkatlice okumanızı
öneririm. Keyifli okumalar.
Hepimiz dua ediyoruz ve diyoruz ki;
"YA RABBİ, şunu, şunu, şunu istiyorum ama hayırlısı ne
ise, o olsun ! "
Sonra da, " İstediğim neden bana verilmedi ? Neden
duam kabul olmadı ? Ben ne istedim, sen ne verdin
Rabbim ? " diye serzenişte bulunuyor, umutsuzluğa
kapılıyor, belki de farkinda olmadan ediyoruz.
Halbuki hayırlısı demek ; " Rabbim, sen benim icin neyi
takdir ettiysen ona, boynum kıldan incedir. " demektir.
Eğer, takdiri ilahiye tam teslimiyette kalabilirsen
hayırlısını istemeye devam et. Ancak, " Olana
rıza göstermekte zorlanıyorum. Yaşadıklarıma
katlanamıyorum. " diyorsan güzel kardeşim, duanı
değiştirmelisin...
Nasıl mı ? Aynen şöyle ;
Mesela, sen evlat istiyorsun, gece gündüz dua ediyor,"
hayırlısı " diyorsun. Ancak, Rabbin sana istediğini
vermiyor. "Belki hayırlı olan budur." diyemiyorsun. "
Vardır bunda da bir hikmet. " deyip teslim olamıyorsun.
Rabbin sana evlat vermeyerek, seni hayırsız evlattan
koruyor olabilir mi ? Anne, babasına eziyet eden hatta
öldüren evlatlar var, görüyorsun !
Sen, evlenmek istiyor ve hayalinde bir profil çiziyor ve
illa şu kişi eşim olsun diyorsun ya ! Belki yalnızlık senin
için daha hayırlıdır. Rabbin seni kendine yakın kılıp,
korumak istiyordur. Her evlenen mutlu mu ?
Evliliğinde nice sorunlar yaşayan, her gün kan
ağlayanlar, hatta insanlıktan çıkıp eşini canice
katledenler var, unutuyorsun !
Sen, zenginlik istiyor ve mal mülk sahibi olmak için
gece gündüz çırpınıyor, bu uğurda sağlığını bile ihmal
ediyor ve " Hayırlısı olsun." diyorsun. Zenginlik büyük
nimet olduğu gibi, büyük bir imtihandir. Nemrutları,
firavunları unutuyorsun !
Bizler aciz kullarız, hem hayırlısını isteyip, hem de "
Duam neden kabul olmadı ? " diyerek isyan edebiliriz.
İşte tam da bu yüzden, bizler Rabbimizden en
kolayını, en güzelini, lüfuyla bize ihsan ve ikram
ettiğini, merhametli ve en önemlisi imtihansız olanını
isteyeceğiz ve diyeceğiz ki;
EY RABB-İ RAHİM'im ve EY HÂLIK- ı KERİM'im...
Sen ki, Malik- el Mülksün, bütün mülkün sahibisin. Sen
Zülcelal-i Vel İkramsın, ikram etmeyi çok seversin. Bana
da rahmet hazinenden bol bol ikram et...
Şimdi ramazan ayındayız. İftar sofraları kuruluyor. Kimi
zaman biz misafir ağırlıyor, kimi zaman biz misafir
oluyoruz.
Hiç dikkat ettiniz mi?
Misafire hep yiyebileceğinden fazlası ve en iyisi, en
güzeli ikram edilir. Peki ama neden ?
Çünkü misafirin bir talebi yoktur ve orada ev sahibinin
gönül zenginliği devreye girer.
Şimdi iftara bize misafir gelecek olsa, misafirimiz bize
şöyle bir mesaj gönderse ve dese ki ;
" Ayşe hanım " veya " Ahmet bey, akşama iftara size
geleceğiz. Menüde şunları, şunları istiyoruz dese,
acaba emrivâki iftar yemeğini hangimiz sevinerek,
içimizden gelerek yapabiliriz ki ? Hatta ," Vay görgüsüz !
Sanki ben misafirimi aç bırakacağım ! Sanki ben
bunları düşünemiyorum ! Şeytan diyor ki ; " Bir
hurma, bir bardak su ! Al sana iftar ! Ya da, koy önüne
kahvaltılıkları, yesin dursun... " Tanıdık geldi mi ? :)
Kim ister böyle misafiri ?
İşte halimizde buna benziyor. Çünkü misafiriz dünyada,
unutuyoruz...
Halbuki Rabbimiz öyle yüce, öyle gönlü zengin bir hane
sahibidir ki...
Görebilene, idrak edebilene şu mesajı vermek istiyor !
" Ey kulum, ey benim kendi ruhumdan ruh üflediğim,
kendisine isimlerimden cilveler nakşettiğim, yer yüzüne
halifem olarak gönderip biricik yarattığım kıymetlim..."
- Dünyada her istediğini vermiyorum diye üzülüyor
bana sitem ediyorsun ya ! Aslında sen üzülmeyesin,
dünyaya perestiş edipte ahiretini unutmayasın diye
bazı şeylerden seni uzak tutuyorum. Niyetim seni
mahrum bırakmak değil, korumaktır !
- Çünkü ben, senin için Cennet gibi bir diyar yarattım.
Orada seni altından ırmaklar akan, yakuttan, zümrütten,
elmas ve pırlantalardan, inci ve mercanlarsan inşa
edilmiş, aklının, hayalinin alamayacağı güzelliklerle
donatılmış ve genişliği dünya senesiyle 500 sene hiç
ara vermeden gezsen, bitiremeyeceğin büyüklükte
saraylar yarattım. Zaten sen dünyada misafirimsin. Asıl
vatanın CENNETTİR !
- Yorulduğunda dinlenesin diye geceyi, susadığında
içmen için tatlı kıvamda sular, gece korkmayasın,
karanlıkta kalmayasın diye Ay'ı, gündüz aydınlığa
çıkasın diye Güneş'i yarattım. Sen dünyada yalnız
kalma diye, kalbine mukabil bir kalp gönderdim. Eşler,
evlatlar, kardeşler yarattım.
- Ben seni çok seviyorum Ey Kulum !
Seni çok sevdiğim ve özlediğim için günde beş
defa seni görüp, seninle konuşmak ve hem gönül
yorgunluğunu, hem de günah yükünü hafifletmek için
namazı gönderdim sana...
- Sen mahzun olduğunda, ben de mahzun oluyorum.
Bir anne, evladını nasıl severse, ben seni yüzlerce
kat daha fazla seviyorum. Alemlere rahmet olarak
gönderdiğim Rasulüm, Habibim Muhammed Mustafa
(s.a.v) e dedim ki Bakara Suresi 186. Ayette;
- " Ey Habibim; Kullarım sana beni sorduklarında
bilsinler ki şüphesiz ben yakınım, bana dua ettiğinde
duacının dileğine karşılık veririm. Şu halde benim
davetime gelsinler ve bana iman etsinler ki doğru yolu
bulsunlar. "
- İşte ey kulum, ey biricik kıymetlim...
- Üzülme, mahzun olma ! Sen, yalnız ve kimsesiz
değilsin ! Ben varım. Seni yoktan var eden Rabbim var.
Ben sana çok yakınım. Elini kalbine, dilini zikrime, alnını
secdeye koyup, " Rabbim " dediğinde, " Buyur kulum "
diyorum.
" Hoşgeldin kıymetlim, yeryüzünün halifesi ! Ben
de seni bekliyordum. İste vereyim. Dile benden,
yaratayım..."
- Ancak bazen öyle şeyler istiyorsun ki, yakın geleceği
göremiyorsun. Seni benden uzaklaştıracak şeyler
diliyorsun. Oysa ki, versem mutsuz olacaksın,
vermesem bana küsüp isyan edeceksin. Bazen bilerek
vermiyorum ey kulum, ey biricik kıymetlim..
- Dünyaya dalıp ahiretini unutmayasın, beni
zikretmekten geri durmayasın diye... Bazen de cok ısrar
ediyorsun, ben de veriyorum. Sen dünyalık sevdalara
dalıp beni unutuyorsun, onlar da senin imtihanın olup
seni üzüyorlar. Yine ellerini açıp "Rabbim" diyorsun.
Ben de, yavrusu ağlayan annenin evladını bağrına
bastığı gibi seni öylece rahmetimle kucaklıyorum.
- Şimdi yine, " Bin aydan daha hayırlı olan " Kadir gecesi
geliyor. Dünya senesiyle 80 yıl kabul olmuş ibadet
sevabı vereceğim.
- Seni rahmetimle sımsıkı kucaklamak istiyorum,
rahmet hazinemi ve dua kapılarını açtım seni
bekliyorum.
Dile benden ne dilersin ey biricik kulum, kıymetlim...
İstediğin şey seni benden uzaklaştırmasın, daha da
yakın kılsın.
Ömrün nerede biter bilmiyorsun. Dünyadaki süren
dolduğunda kazandıkların, amelin, seni doğrudan
benim rızama ve Cennetin en güzel köşklerine,
saraylarına kavuştursun.
Ezan sesi duyduğunda beni hatırla olur mu?
Bil ki ben seni çok özledim ve seninle hasret gidermek
istiyorum.
O kadar çok seviyorum ki seni, günde 5 defa görmek
istiyorum.
Arada herkes uykuya daldığında da gel... İki sevgilinin
gözlerden uzak, hasret gidermesi gibi... başbaşa
konuşalım...
Namaz, sana yük ve borç gibi gelmesin kıymetlim...
Habibimle sana gönderdiğim en özel hediyedir namaz !
Şeytan, bizim muhabbetimizi kıskandıği için, seni
benden ayırmak istiyor. Sen kanma sakın onun
yalanlarına.
Ben seni katıma, âlây-ı iliyyine yükseltmek istiyorum.
Haydi ilk ezan sesiyle buluşalım, hasret giderelim. Aç
ellerini, kalbini bana. Ne dilersen vereyim...
Seni cok seviyorum ey kulum...
Ne kadar hata etsen de, yanılsan da, günaha girsen de,
seni cok seviyorum ve affetmek için seni bekliyorum.
Biz iki sevgiliyiz seninle, hiç ayrılmamak üzere biraraya
gelmiş iki dostuz. Bana kavuşacağın güne kadar seni
benden uzaklaştıracak şeytanların hileli tuzaklarına çok
dikkat et olur mu?
Sen bana yakın olduğun müddetçe ben seni hep
koruyacağım. Yeter ki kalp telefonun çekim alanında
olsun.
Kadir gecesine de büyük bir hediye bıraktım senin için,
almayı unutma.
SENİ ÇOK SEVEN RABBİN... "
Mesajın başım gözüm üzerine RABBİM.
Sen, beni kulun olarak ve biricik halde yaratmışsın,
kıymet vermişsin. Ben de seni çok seviyorum Canım
ALLAH 'ım...
Sana karşı her ne kadar hata ve isyan ettiysem,
nefsime uyup seni ihmal ettiysem beni affet,
rahmetinle bağışla.
Beni sana yakınlaştıracak ameller ve dünyalıklar ikram
eyle. Maddi manevi zenginlikler, sağlık, afiyet, huzur ve
ibadet dolu bir ömür ihsan eyle...
Vel hasıl -ı Kelam...
Rabbenâ âtinâ fi’d-dünyâ haseneten ve fi’lâhirati
haseneten. Ve kınâ ‘azâbe’n-nâr.
“Allah’ım! Bize dünyada iyilik, güzellik ve nimet ver,
ahirette de iyilik, güzellik ve nimet ver. Bizi ateş
azabından koru. (Bakara, 2/201)
Rabbena’ğfirlî ve li vâlideyye ve lil mu’minîne yevme
yekûmu’l-hisâb.
Rabbimiz! Beni, anamı, babamı ve bütün mü’minleri
hesap gününde (herkesin sorguya çekileceği günde)
bağışla.” (İbrahim, 14/41
AMİN
Sümeyye Zeren
26.05.2019 / ANKARA
Yazının her türlü hakkı saklıdır.

Bu yazı 5453 defa okunmuştur .

Son Yazılar