Bir gülümsemenin ardındaki o sıcacık hissini hiç unuttuğunuz oldu mu? Hayatın telaşı, bitmeyen koşuşturması ve gündelik kaygılar bazen bizi kabuğumuza çekilmeye zorlasa da aslında hepimizin derinlerde hissettiği ihtiyaçtır, İçten bir selam ve sahici bir gülüş. Ne çabuk unuttuk o güzel değerlerimizi… Hayatın hızına kapıldıkça yüzlerimiz soldu, güzel birgülümsemeye ve samimiyete mahrum kaldık. Oysa yalnızca güzel bir davranış değil; güvenin, dostluğun ve insan olmanın en yalın ifadesidir samimiyet.
İçten gelen duygudur. Birinin bize gerçekten kulak verdiğini, karşılık beklemeden ilgilendiğini hissettiğimiz an, aradaki görünmez duvarlar bir anda yıkılır. Yüreklerimiz ısınır ve istemsizce fark ederiz ki, bize sıcaklığıyla yaklaşan insanlara biz de gülümseriz. İşte bu yüzden samimiyet hem hayatta hem ilişkilerde en güçlü anahtardır.
Samimiyet açığa vurulmayı bekleyen bir duygudur kimi zaman. İnsan saklı bir hazine gibidir, çoğu zaman içinden ne olduğunu sizin tavırlarınız belirler. Dostluklar da samimiyetle başlar; kimi zaman bir tebessüm, kimi zaman fedakârlıkla. Samimiyetin olmadığı yerde yürekler soğur, insanlar birbirinden uzaklaşır ve hayatın renkleri solar. Ancak unutulmamalıdır ki, her şeyin de bir dozu vardır. Ölçüsüz ve sınır tanımaz bir yakınlık, kimi zaman yanlış anlaşılmalara yol açabilir. Bu yüzden içtenlikle laubalilik arasındaki ince çizgiyi gözetmek gerekir.
Bu gerçek, özellikle esnaflık söz konusu olduğunda kendini daha çok hissettirir. Çarşıda, pazarda ya da küçük bir dükkânda… Bir müşteri içeri adım attığında çoğu zaman ilk fark ettiği şey ürünün kalitesi değil, esnafın ona gösterdiği samimi ilgidir. İnsan, kendini değerli hissettiği yere tekrar tekrar uğramak ister. Güler yüz, gönülden bir teşekkür, ikram edilen bir bardak çay… Bunlar ticareti sadece alışveriş olmaktan çıkarır, insan ilişkilerinin sıcaklığına dönüştürür. Çünkü gerçek ticaret, önce insan kazanmakla başlar.
Samimiyetin olduğu yerde güven filizlenir, güvenin olduğu yerde dostluklar kök salar. İçtenlikle atılan her adım hem dünyayı hem insanı daha yaşanılır kılar. Yeter ki içtenliğin gücünü, yerini ve dozunu doğru bilelim. O zaman samimiyetin açamayacağı kapı yoktur. Candan bir samimiyet insanın ruhunu da besler, bedenini de. Kapıları açan şey ne para ne unvandır; sahici bir kalbin sıcaklığıdır... Ve unutmayın: Bir tebessüm, bir selam, bir bardak çay… Bazen koca bir dünyanın kapısını aralamaya yeter.




