İnsan bazen durur. Hayatın tam ortasında, hiçbir şey olmuyormuş gibi görünen bir anda. O duruş anında geçmiş, sessizce önüne düşer. Bir düşünceyle, bir hatırlamayla. İşte o an anlarız ki geçmiş sadece geride kalan değildir. Geçmiş, insanın kendine bıraktığı bir izdir. Zaman ilerler ama bazı şeyler yerinde kalır. Anılar, tam da o yerin adıdır.Anılar, insanın iç dünyasında sessizce yer eder. Gürültü yapmazlar. Kendilerini dayatmazlar.Bir çekmecede unutulmuş mektuplar gibidirler. Açılmadıkça susarlar ama açıldıklarında insanın bütün geçmişi eline bulaşır. İhtiyaç duyulduğunda oradadırlar. Bir cümle olur çıkar karşımıza. Bir bakış. Bir his. Ve insan o anda yeniden toparlanır. Çünkü anılar, yaşanmış olmanın verdiği bir gücü taşır. Geçmişe özlem çoğu zaman yanlış anlaşılır. Sanki insan bugünden kaçıyormuş gibi. Oysa çoğu zaman yapılan şey kaçmak değil tutunmaktır. İnsan,daha önce ayakta kalabildiğini hatırlamak ister. Daha önce sevebildiğini. Daha önce dayanabildiğini. Bu hatırlayış bir zayıflık değil, bir dayanak arayışıdır.Her anının içinde bir kayıp duygusu vardır. Çünkü hiçbir şey olduğu gibi geri dönmez. Bunu bilmek insanın içini acıtabilir. Ama aynı zamanda olgunlaştırır. Anılar bu yüzden kıymetlidir.Bizi geçmişte tutmak için değil, bugünü anlamlı kılmak için vardır. Zor zamanlarda insanın imdadına yine kendisi yetişir. Bazen farkında olmadan. Bir anı aracılığıyla. Bir zamanlar verilen bir kararla. Atlatılmış bir acıyla. Sanki geçmişteki hâlimiz, bugünkü hâlimizin omzuna elini koyar. Sessizce burada der. Umut dediğimiz şey çoğu zaman dışarıdan gelmez. İnsan onu kendine çoktan bırakmıştır. Zamanı düz bir çizgi gibi düşünürüz. Oysa insan için zaman iç içedir. Dün bugünün içindedir. Bugün yarının eşiğindedir. Anılar bu geçişin sessiz tanıklarıdır. Ve insan onlarla birlikte yürür.Belki de bu yüzden insan, anılarını tamamen silmek istemez. Çünkü anılar sadece geçmişi anlatmaz. Kim olduğumuzu da söyler. Bizi biz yapan şeylerin sessiz kaydıdır. Huzur sadece bugün de bulunmaz. Huzur bazen geçmişten bugüne taşınan bir güven duygusudur. Uzun bir yolculukta cebimizde taşıdığımız küçük bir pusula gibi. Kaybolduğumuzu sandığımız anda yönümüzü gösterir. İnsan o duyguyla ayakta kalır. Ve karanlık ne kadar yoğun olursa olsun,bir yerde küçük bir ışık yanar. O ışık, insanın kendine bıraktığı ışıktır.
Yorumlar
Kalan Karakter: